20120905

Başlık, hikaye dolgunlaştıkça olgunlaşacak!

3G'nin(Güzel Gözler/Günler Göreceğiz) iç acıları toplamı=Ben
Caniliği, anne kediyi yavrularından ayırıp, çok uzaklara atarak öğrendim. Yavruları her ne kadar özenle beslediysem de, birbirlerini -anne sanıp- emmeleri içimi öylesine yaraladı ki; anlayamazsınız.

Terk edilmiş bir adamın kederi ile terk edilmiş bir kamyonetin ederi arasındaki orantı kaçtır?
Her terk ediliş ertesinde neşeli ortamlarda bulunduğum zaman, otomatikman ya neşelenir ya da mahsunlaşırım. Mahsunlaşmam nedendir bilemem. Sanırım, ortamdaki diğer insanlar kadar neşeli olamayacağımı düşünmem yüzündendir. Aynı ortamda Neşe isminde bir hatun bulunuyorsa, neşem katmerlenebilir. Aslında saçma, ne alaka yani? Her neyse. Neşe diyince aklıma 'ağdacı Neşe' geldi. Ağdacı dememe bakmayın, hatun mahallemizin tek kuaförüydü. Dili büzüşesiceler ağdacı yaftasını yapıştırmışlardı hatuna... Öyle de kalmıştı. Kuaförün camında yazan 'sir ağda yapılır' cümlesinin yıllar sonra nerelere yapıldığını öğrenmiştim. Gel gelelim, sir ünvanı ağdaya ne zaman kim tarafından verildi hep merak etmişimdir. Ağdacı Neşe ablaya sormak istediğim tek şey buydu. Şimdi ancak mezarlıkta sorabilirim. O da yakışık almaz.

Playstation'da oyun oynamakla, uykusu gelmeyene koyun saymak eşdeğer midir?
...Evsahibimin bana iş bulma çabasını takdir etmedim. Kirasının muntazam ödenmesini sağlamak için yapıyordu. Gönülden ilgilenmediği aşikardı. Üzüldüm, içerledim. Sonra yegenim aklıma geldi: Benimle çay içer dedim. Kırmadı geldi. Ne mi konuştuk? Hiç, havadan sudan. Hava pek sıcak dedim, "küresel ısınma var abi, birkaç yıl sonra suya muhtaç olacaz" dedi. Evet dedim, "sıcak havalarda etkili oluyor, suyun buharlaşmasını ve havaya uçmasını sağlıyor. Ama o havaya yerleşen su yağmur olarak geri dönüyor" dedi. Geri dönüşümü severim, cam ve pet şişeleri topluyorum dedim. "Duyarlısın abi" dedi. Birer yudum çay içtik. Çayın yanında hazır kek ikram ettim. Elleriyle yedi. Ellerine sağlık demedi. "Playstation oynayalım mı?" dedi. Neden olmasın dedim. Kurdum lanet olası playstation cihazını, PES2010 oynamaya başladık. Elleri keke bulanmış vaziyette joystick ile bütünleşti. Bu sefer birşey diyemedim.

Aşkımız nevresim normalleri üstünde ve/veya mevsim normalleri altında seyrederse, hangisinden haz alırız ki?
Yağmur yağdığında, sokaklarda yürüyüp huzur bulduğunu her fırsatta dile getiren tanıdıklarım var. Ve ıslanmaktan hoşlanmayan, huzursuz olduğunu söyleyen tanıdıklarım da var. Hatta, hızlı koşunca yağmurda ıslanmayacağını düşünen arkadaşlarım bile var.

Yakın arkadaşım, kız arkadaşıma aşık olursa Nejat Alp'ten "Arkadaşım" şarkısını, arkadaşımın sevgilisine aşık olursam Juanito'dan "Arkadaşımın aşkısın" şarkısını dinlerim... Sonra bir kenara çöker sızlanırım. Ha!  Bunlar bir de evlenirlerse; Ümit  Besen'den "Nikah masası" ya da Arif Susam'dan "Nikah memuru" şarkısını mı dinleyeyim?  Bilemem. Bildiğim tek birşey varsa: O da bu işe şaşacağımdır..

İnsan çocukluğuna niçin dönmek ister? O yaşlarda yaptıklarını özlediği ya da yapamadıklarını yapmayı denemek için mi?
Çocukluğuma dair pek çok anı siliniyor. Neden mi? Çocukluğumu yaşadığım ev, Haziran ayında yıkıldı. Şişli Çocukca mağazasının olduğu bina yıkıldı. İlk bilgisayarcımız 'Flamingo Bilgisayar' da yine aynı binanın girişinde hizmet verdiği için yok oldu.

To be continued..